Ateş, annesinin ölümünden sonra genç yaşta gönderildiği yatılı okuldan beri ailesiyle tüm bağlarını koparan, babasına duyduğu öfke nedeniyle evini terk edip yurt dışında kendi ayakları üzerinde duran, kimseye müdanası olmayan, alaycı ve bağımsız bir adamdır. Leyla ise gerçek ailesini hiç tanımamış, onları bulabilmek için paraya ihtiyacı olan ve bu uğurda zengin adamları evlilik vaadiyle dolandıran bir sahte gelin çetesine katılmış güzel bir kadındır. Ateş'in yıllar sonra babasının ölümüyle İstanbul'a dönmek zorunda kalması hayatını altüst eder. Babasının vasiyeti, Ateş'i hem ikinci eşinden olan üç küçük kardeşinin vasisi tayin etmiş hem de aile şirketinin başına geçmesini şart koşmuştur. Tam bu sırada, son dolandırıcılık işinde deşifre olan ve kaçan Leyla, tesadüfler sonucu Ateş’in malikanesine sığınır ve evdekiler tarafından yeni gelen çocuk bakıcısı zannedilir. Polisten ve çeteden kaçmak için bu kimliğe sarılan Leyla, evde kalmaya başlar. Çocuklarla iletişimi kopuk olan Ateş, Leyla'nın çocuklara olan yaklaşımını görünce onunla çalışmayı kabul eder. Biri sırlarla dolu bir hayat yaşayan, diğeri ise aşka ve aileye inanmayan bu iki yaralı ruhun yolları kesiştiğinde aralarında büyük bir aşk filizlenir.